Kaiju No. 10 Savaşları! En Dev 10 Savaş: Yıkımın Ortasında Yükselen Kahramanlık

Kaiju No. 8'in en epik savaşlarına dalın! Yıkımın ve umudun iç içe geçtiği, karakterlerin sınırlarını zorladığı anlara tanık olun. Bu devasa mücadelelerde kimler ayakta kalacak?

Şubat 23, 2026 - 18:28
Şubat 23, 2026 - 18:28
 0  1
Kaiju No. 10 Savaşları! En Dev 10 Savaş: Yıkımın Ortasında Yükselen Kahramanlık

1. Kafka Hibino'nun İlk Dönüşümü: Kaiju Olmak ya da Olmamak İşte Bütün Mesele Bu!

Abi, Kafka'nın o ilk dönüşüm sahnesi... Hani böyle "Yok artık, bu kadar da olmaz!" dediğimiz anlardan. Adam resmen içindeki canavarla yüzleşiyor. Ama olay sadece canavarlaşmak değil, asıl mesele o güne kadar bastırdığı tüm duyguların, hayallerin, pişmanlıkların bir anda patlaması. Düşünsene, yıllarca Kaiju temizleme hayaliyle yanıp tutuşuyorsun, sonra bir anda o Kaiju'nun ta kendisi oluyorsun! Paradoksun dibine vurmak bu olsa gerek. O çaresizlik, o karmaşa... Sanki hayat sana orta parmağını çekiyor. Ama Kafka yılmıyor, içindeki insanlığı korumak için var gücüyle savaşıyor. İşte bu yüzden o ilk dönüşüm sadece bir savaş değil, aynı zamanda Kafka'nın kendi içindeki savaşı, kim olduğunu ve ne olmak istediğini sorguladığı derin bir an.

O sahnede Kafka'nın gözlerindeki o ifade... Hani hem korku var, hem de bir parça kabullenmişlik. Sanki kaderine razı olmuş gibi. Ama aynı zamanda da bir umut ışığı var. "Belki de bu benim şansım olur" der gibi. İşte o an, Kafka'nın sıradan bir temizlik görevlisinden, bambaşka bir kahramana dönüşmeye başladığı an. O dönüşüm sadece fiziksel değil, ruhsal bir dönüşüm. Kafka, o andan itibaren hayatına yeni bir anlam katmaya başlıyor. Ve biz de onunla birlikte o anlamı aramaya koyuluyoruz.

Kafka'nın o ilk savaşı, aslında hepimizin kendi içimizde verdiği savaşların bir yansıması gibi. Hani bazen hayat bizi öyle bir köşeye sıkıştırır ki, ne yapacağımızı bilemeyiz. İşte o anlarda Kafka'nın o ilk dönüşümündeki çaresizliğini, karmaşasını hissederiz. Ama aynı zamanda da onun o umudunu, o azmini kendimize örnek alırız. Çünkü biliriz ki, en karanlık anlarda bile bir umut ışığı vardır. Yeter ki o ışığı görebilelim ve o ışığa doğru yürüyebilelim.

Derin Analiz: Kafka'nın dönüşümü, aslında insanın kendi potansiyelini keşfetme ve onu kontrol etme çabasını simgeliyor. Her birimizin içinde bastırılmış yetenekler, korkular ve arzular var. Kafka, bu dönüşümüyle bize, içimizdeki bu potansiyeli keşfetmekten korkmamamız gerektiğini, onu kontrol ederek daha iyi bir versiyonumuza dönüşebileceğimizi gösteriyor.

Müzik/Atmosphere Eşleşmesi: Bu sahneye en iyi gidecek müzik, Sawano Hiroyuki'den "Uncontrollable" olurdu. Hem epik, hem de o çaresizliği, karmaşayı çok iyi yansıtıyor.


2. Kafka ve Reno'nun İlk İşbirliği: Dostluk ve Uyumun Kaiju'lara Karşı Zaferi

Kafka ve Reno... İkisi de birbirinden farklı karakterler. Biri tecrübeli, soğukkanlı, diğeri ise biraz sakar, heyecanlı. Ama ikisi de aynı amaç için savaşıyor: İnsanları Kaiju'lardan korumak. İlk işbirlikleri pek de yolunda gitmiyor aslında. Kafka'nın Kaiju güçlerini kontrol edememesi, Reno'nun ise ona güvenmekte zorlanması, işleri daha da karmaşık hale getiriyor. Ama zamanla birbirlerini tanımaya, anlamaya başlıyorlar. Kafka, Reno'nun yeteneklerine güvenmeyi öğreniyor, Reno ise Kafka'nın içindeki o kahramanlık ruhunu görüyor.

O ilk işbirliği sahnesi, aslında bir nevi "buddy cop" filmi gibi. Hani birbirine zıt karakterlerin bir araya gelip, uyum içinde çalışmayı öğrenmesi. Ama buradaki olay sadece uyum sağlamak değil, aynı zamanda birbirlerine destek olmak, birbirlerinin eksiklerini tamamlamak. Kafka ve Reno, o ilk işbirlikleri sayesinde sadece Kaiju'lara karşı değil, aynı zamanda kendi içlerindeki eksikliklere karşı da savaşıyorlar. Ve bu savaşta birbirlerine en büyük destek oluyorlar.

Bu ikilinin dinamiği o kadar iyi işlenmiş ki, izlerken resmen gülümsüyorsun. Hani bazen arkadaşlarınla yaşadığın o tatlı atışmalar, o birbirini kızdırmalar... İşte Kafka ve Reno'nun arasındaki ilişki de tam olarak böyle. Ama ne olursa olsun, birbirlerine sırtlarını dönmüyorlar. Çünkü biliyorlar ki, bu savaşta birbirlerinden başka kimseleri yok. Ve bu yüzden de birbirlerine sıkı sıkıya tutunuyorlar.

Derin Analiz: Kafka ve Reno'nun işbirliği, farklılıkların bir araya gelerek daha büyük bir güç oluşturabileceğini gösteriyor. Her birimizin farklı yetenekleri, farklı bakış açıları var. Önemli olan, bu farklılıkları bir araya getirerek ortak bir amaç için çalışabilmek. Kafka ve Reno, bu işbirliğiyle bize, birlikte hareket etmenin, birbirimize destek olmanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

Müzik/Atmosphere Eşleşmesi: Bu sahneye en iyi gidecek müzik, bir anime soundtrack'i olan "Teamwork" olurdu. Hem eğlenceli, hem de o takım ruhunu çok iyi yansıtıyor.


3. Mina Ashiro'nun Gücü: Silahıyla Bütünleşen Bir Savaşçı

Mina Ashiro... Namı diğer "Kaiju Kraliçesi". Daha ilk sahneden karizmasıyla insanı kendine hayran bırakıyor. Soğukkanlı, disiplinli, ve inanılmaz derecede yetenekli. Ama Mina'nın asıl özelliği sadece yetenekli olması değil, aynı zamanda silahıyla kurduğu o özel bağ. Sanki silahı onun bir parçası gibi. Silahını sadece bir araç olarak değil, bir yoldaş, bir dost olarak görüyor. Ve bu sayede de inanılmaz bir güç elde ediyor.

Mina'nın savaş sahneleri, adeta birer sanat eseri gibi. Her hareketi, her atışı kusursuz. Ama olay sadece teknik değil, aynı zamanda duygusal bir bağ da var. Mina, silahını kullanırken adeta dans ediyor. Silahıyla bütünleşiyor, onunla birlikte hareket ediyor. Ve bu sayede de Kaiju'ları tek tek avlıyor. O sahnelerde Mina'nın gözlerindeki o kararlılık, o hırs... İnsanı resmen büyülüyor.

Mina'nın karakteri, aslında güçlü kadın figürünün anime dünyasındaki en iyi örneklerinden biri. Hani böyle hem güçlü, hem de duygusal, hem de zeki. Mina, sadece Kaiju'larla savaşmıyor, aynı zamanda kendi içindeki şeytanlarla da savaşıyor. Geçmişindeki travmalarla yüzleşiyor, geleceğine umutla bakmaya çalışıyor. Ve bu süreçte de her zaman dimdik ayakta duruyor.

Derin Analiz: Mina'nın gücü, aslında insanın kendi yeteneklerine inanması ve onları geliştirmesi gerektiğini gösteriyor. Her birimizin içinde Mina gibi potansiyel bir savaşçı var. Önemli olan, o potansiyeli keşfetmek, ona inanmak ve onu geliştirmek. Mina, bu gücüyle bize, kendimize inanmanın, pes etmemenin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

Müzik/Atmosphere Eşleşmesi: Bu sahneye en iyi gidecek müzik, Hiroyuki Sawano'dan "Attack on Titan" soundtrack'i olan "Vogel im Käfig" olurdu. Hem epik, hem de o kararlılığı, o hırsı çok iyi yansıtıyor.


4. Honjuu'nun Fedakarlığı: Ekibi Kurtarmak İçin Verilen En Anlamlı Karar

Honjuu... Belki de serinin en underrated karakterlerinden biri. Sessiz, sakin, ama bir o kadar da zeki ve fedakar. Honjuu'nun o fedakarlık sahnesi... Hani böyle boğazın düğümlendiği, gözlerin dolduğu anlardan. Adam resmen kendini feda ediyor, ekibini kurtarmak için. Düşünsene, hayatının en önemli anında, başkalarının hayatını kendi hayatından daha değerli görüyorsun. İşte bu, gerçek bir kahramanlık örneği.

Honjuu'nun o kararı, aslında hepimizin hayatında vermek zorunda kalabileceği zorlu kararların bir yansıması gibi. Hani bazen sevdiklerimiz için kendimizden vazgeçmek zorunda kalırız. İşte Honjuu da tam olarak bunu yapıyor. Ama bunu yaparken de hiç tereddüt etmiyor. Çünkü biliyor ki, ekibinin hayatı onun hayatından daha önemli. Ve bu yüzden de hiç düşünmeden kendini feda ediyor.

O sahnede Honjuu'nun yüzündeki o ifade... Hani hem üzüntü var, hem de bir parça huzur. Sanki doğru şeyi yaptığına inanıyor gibi. Ama aynı zamanda da ekibini bir daha göremeyeceği için üzülüyor. İşte o an, Honjuu'nun ne kadar özel bir insan olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Onun fedakarlığı, hepimizin kalbine kazınıyor.

Derin Analiz: Honjuu'nun fedakarlığı, aslında insanın başkaları için yapabileceği en büyük fedakarlığın, kendi hayatından vazgeçmek olduğunu gösteriyor. Her birimizin içinde Honjuu gibi fedakar bir yan var. Önemli olan, o yanı ortaya çıkarmak, başkalarına yardım etmek ve sevdiklerimiz için her şeyi yapmaya hazır olmak. Honjuu, bu fedakarlığıyla bize, başkalarını düşünmenin, onlara yardım etmenin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

Müzik/Atmosphere Eşleşmesi: Bu sahneye en iyi gidecek müzik, Joe Hisaishi'nin "One Summer's Day" adlı parçası olurdu. Hem hüzünlü, hem de o fedakarlığı, o sevgiyi çok iyi yansıtıyor.


5. Kaiju No. 9'un Acımasız Gücü: Umutsuzluğun Dansı

Kaiju No. 9... Serinin en psikopat, en acımasız düşmanlarından biri. Gücüyle, zekasıyla, ve sadist tavırlarıyla insanı resmen ürkütüyor. Kaiju No. 9'un savaş sahneleri, adeta birer kabus gibi. Her saldırısı, her hamlesi ölümcül. Ama asıl korkutucu olan, sadece gücü değil, aynı zamanda o umursamazlığı, o acımasızlığı. Sanki insan hayatının hiçbir değeri yokmuş gibi davranıyor. Ve bu da onu daha da tehlikeli yapıyor.

Kaiju No. 9'un o savaş tarzı... Hani böyle kedi fareyle oynar gibi. Önce avını köşeye sıkıştırıyor, sonra yavaş yavaş işkence ediyor. Ve bundan da büyük bir zevk alıyor. O sahnelerde Kaiju No. 9'un yüzündeki o sırıtış, o alaycı bakış... İnsanı resmen çileden çıkarıyor. Ama aynı zamanda da ona karşı bir hayranlık duyuyorsun. Çünkü biliyorsun ki, karşında inanılmaz derecede güçlü bir düşman var.

Kaiju No. 9'un karakteri, aslında kötülüğün anime dünyasındaki en iyi örneklerinden biri. Hani böyle sadece kötü olmak için kötü olan, hiçbir amacı olmayan, sadece kaos yaratmaktan zevk alan bir karakter. Kaiju No. 9, sadece kahramanlarımız için değil, aynı zamanda izleyiciler için de bir tehdit unsuru. Çünkü onun varlığı, her an her şeyin olabileceğini, hiçbir şeyin garanti olmadığını gösteriyor.

Derin Analiz: Kaiju No. 9'un gücü, aslında insanın içindeki karanlık tarafı simgeliyor. Her birimizin içinde Kaiju No. 9 gibi bir potansiyel var. Önemli olan, o potansiyeli kontrol altında tutmak, onu kötüye kullanmamak. Kaiju No. 9, bu gücüyle bize, kötülüğün ne kadar çekici olabileceğini, ama aynı zamanda ne kadar tehlikeli olduğunu hatırlatıyor.

Müzik/Atmosphere Eşleşmesi: Bu sahneye en iyi gidecek müzik, Hans Zimmer'in "The Dark Knight" soundtrack'i olan "Why So Serious?" olurdu. Hem ürkütücü, hem de o psikopat tavırları çok iyi yansıtıyor.


6. Kafka'nın Kontrolden Çıkışı: Canavara Dönüşmenin Bedeli

Kafka'nın Kaiju güçlerini kontrol etmeye çalıştığı anlar... Hani böyle hem heyecan verici, hem de korkutucu. Adam bir yandan kahraman olmak istiyor, bir yandan da içindeki canavarla başa çıkmaya çalışıyor. Ama bazen kontrolü kaybediyor, içindeki canavar onu ele geçiriyor. Ve o zaman da ortaya bambaşka bir Kafka çıkıyor. Daha vahşi, daha acımasız, daha tehlikeli.

Kafka'nın o kontrolden çıktığı sahneler, aslında insanın kendi içindeki şeytanlarla yüzleştiği anların bir yansıması gibi. Hani bazen öfkemize, hırsımıza, kıskançlığımıza yenik düşeriz. İşte Kafka da tam olarak bunu yaşıyor. Ama o, bu şeytanlarla savaşmayı öğreniyor. Onları kontrol etmeyi, onları kendi lehine kullanmayı başarıyor. Ve bu da onu daha güçlü bir kahraman yapıyor.

O sahnelerde Kafka'nın yüzündeki o ifade... Hani hem acı var, hem de bir parça zevk. Sanki içindeki canavarın gücüne hayran kalmış gibi. Ama aynı zamanda da o gücün onu ele geçirmesinden korkuyor. İşte o an, Kafka'nın ne kadar zor bir durumda olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Onun mücadelesi, hepimizin kendi içimizde verdiği mücadelenin bir yansıması.

Derin Analiz: Kafka'nın kontrolden çıkışı, aslında insanın kendi karanlık tarafıyla yüzleşmesi gerektiğini gösteriyor. Her birimizin içinde Kafka gibi bir potansiyel var. Önemli olan, o potansiyeli tanımak, onu anlamak ve onu kontrol etmeyi öğrenmek. Kafka, bu mücadelesiyle bize, kendimizi tanımanın, kendimizi kontrol etmenin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

Müzik/Atmosphere Eşleşmesi: Bu sahneye en iyi gidecek müzik, Clint Mansell'in "Requiem for a Dream" soundtrack'i olan "Lux Aeterna" olurdu. Hem epik, hem de o içsel çatışmayı çok iyi yansıtıyor.


7. Reno'nun Gözyaşları: Kayıpların Ortasında Büyüyen Bağlılık

Reno'nun duygusal anları... Hani böyle sert görünüşünün altında aslında ne kadar hassas bir kalbi olduğunu gösterdiği anlar. Kayıplar yaşadıkça, sevdiklerini kaybettikçe daha da güçleniyor. Ama aynı zamanda da daha da kırılganlaşıyor. Reno'nun o gözyaşları, aslında hepimizin yaşadığı acıların bir yansıması gibi. Hani bazen ne kadar güçlü görünmeye çalışsak da, içimizde bir yerlerde bir kırıklık vardır.

Reno'nun o kayıplarla başa çıkma şekli... Hani böyle önce kabulleniyor, sonra yasını tutuyor, sonra da yoluna devam ediyor. Ama hiçbir zaman sevdiklerini unutmuyor. Onların anılarını yaşatıyor, onların ideallerini takip ediyor. Ve bu da onu daha da anlamlı bir karakter yapıyor.

O sahnelerde Reno'nun yüzündeki o ifade... Hani hem hüzün var, hem de bir parça umut. Sanki sevdiklerinin ona güç verdiğine inanıyor gibi. Ama aynı zamanda da onların yokluğunun acısını derinden hissediyor. İşte o an, Reno'nun ne kadar insan olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Onun duygusallığı, hepimizin kalbine dokunuyor.

Derin Analiz: Reno'nun gözyaşları, aslında insanın kayıplarla başa çıkma gücünü simgeliyor. Her birimizin hayatında kayıplar yaşarız. Önemli olan, o kayıplarla yüzleşmek, onları kabullenmek ve onlardan ders çıkarmak. Reno, bu duygusallığıyla bize, kayıpların bizi daha güçlü yapabileceğini, daha iyi insanlar yapabileceğini hatırlatıyor.

Müzik/Atmosphere Eşleşmesi: Bu sahneye en iyi gidecek müzik, Ludovico Einaudi'nin "Nuvole Bianche" adlı parçası olurdu. Hem hüzünlü, hem de o umudu, o direnci çok iyi yansıtıyor.


8. Kafka ve Mina'nın Ortak Düşmanı: Geçmişin Gölgesiyle Savaşmak

Kafka ve Mina'nın geçmişi... Hani böyle ikisinin de hayatını derinden etkileyen, onları şekillendiren olaylar. İkisinin de ortak bir düşmanı var: Geçmişin gölgesi. İkisi de geçmişte yaşadıkları travmalarla yüzleşmek zorunda kalıyor. İkisi de geçmişin yükünü omuzlarında taşıyor. Ama ikisi de geçmişi geride bırakmayı, geleceğe umutla bakmayı öğreniyor.

Kafka ve Mina'nın o geçmişle yüzleşme şekli... Hani böyle önce kaçıyorlar, sonra saklanıyorlar, sonra da sonunda yüzleşiyorlar. Ama bu yüzleşme kolay olmuyor. İkisi de acı çekiyor, ikisi de zorlanıyor. Ama sonunda geçmişin onları esir almasına izin vermiyorlar. Geçmişi geride bırakıyorlar, geleceğe doğru ilerliyorlar.

O sahnelerde Kafka ve Mina'nın yüzlerindeki o ifade... Hani hem pişmanlık var, hem de bir parça affetme. Sanki kendilerini affetmeyi öğreniyorlar gibi. Ama aynı zamanda da geçmişte yaptıkları hatalardan ders çıkarıyorlar. İşte o an, Kafka ve Mina'nın ne kadar olgunlaştığını, ne kadar büyüdüğünü bir kez daha anlıyoruz. Onların geçmişle yüzleşmesi, hepimizin kendi geçmişimizle yüzleşmemize ilham veriyor.

Derin Analiz: Kafka ve Mina'nın ortak düşmanı, aslında insanın kendi geçmişiyle barışması gerektiğini gösteriyor. Her birimizin geçmişinde hatalar, pişmanlıklar vardır. Önemli olan, o hatalardan ders çıkarmak, o pişmanlıkları geride bırakmak ve geleceğe umutla bakmak. Kafka ve Mina, bu mücadeleleriyle bize, geçmişin bizi esir almasına izin vermememiz gerektiğini, kendimizi affetmeyi öğrenmemiz gerektiğini hatırlatıyor.

Müzik/Atmosphere Eşleşmesi: Bu sahneye en iyi gidecek müzik, Yiruma'nın "River Flows in You" adlı parçası olurdu. Hem hüzünlü, hem de o umudu, o affetmeyi çok iyi yansıtıyor.


9. Ekip Çalışmasının Önemi: Birlikten Kuvvet Doğar!

Kaiju No. 8'de ekip çalışması... Hani böyle her karakterin kendi yetenekleriyle katkıda bulunduğu, birbirini tamamladığı, birlikte daha güçlü olduğu anlar. Kafka'nın gücü, Mina'nın tecrübesi, Reno'nun zekası, Honjuu'nun fedakarlığı... Hepsi bir araya geldiğinde yenilmez bir ekip oluşturuyorlar.

Ekibin o uyum içinde çalıştığı sahneler... Hani böyle her şeyin tıkır tıkır işlediği, herkesin görevini bildiği, birbirine güvendiği anlar. O sahnelerde ekibin arasındaki o sinerji, o enerji... İnsanı resmen coşturuyor. Çünkü biliyorsun ki, bu ekip her türlü zorluğun üstesinden gelebilir.

O sahnelerde ekibin yüzlerindeki o ifade... Hani hem ciddiyet var, hem de bir parça eğlence. Sanki birlikte çalışmaktan keyif alıyorlar gibi. Ama aynı zamanda da görevlerinin ciddiyetinin farkındalar. İşte o an, ekibin ne kadar profesyonel olduğunu, ne kadar kararlı olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Onların ekip çalışması, hepimizin kendi hayatımızda örnek alması gereken bir şey.

Derin Analiz: Ekip çalışmasının önemi, aslında insanın tek başına her şeyi başaramayacağını gösteriyor. Her birimizin farklı yetenekleri, farklı bakış açıları var. Önemli olan, bu farklılıkları bir araya getirerek ortak bir amaç için çalışabilmek. Kaiju No. 8 ekibi, bu birlikteliğiyle bize, birlikte hareket etmenin, birbirimize destek olmanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

Müzik/Atmosphere Eşleşmesi: Bu sahneye en iyi gidecek müzik, Queen'in "We Are the Champions" adlı parçası olurdu. Hem epik, hem de o zafer duygusunu, o birlikteliği çok iyi yansıtıyor.


10. Kafka'nın Nihai Sınavı: Kaiju No. 8'e Karşı Son Hesaplaşma

Kafka'nın Kaiju No. 8 ile olan o final savaşı... Hani böyle nefeslerin tutulduğu, tansiyonun tavan yaptığı, her an her şeyin olabileceği anlar. Kafka, o savaşta sadece Kaiju No. 8 ile değil, aynı zamanda kendi içindeki canavarla da savaşıyor. Kendini kanıtlamak, kahraman olmak, sevdiklerini korumak için her şeyini ortaya koyuyor.

Kafka'nın o savaş tarzı... Hani böyle önce savunuyor, sonra saldırıyor, sonra tekrar savunuyor. Ama hiçbir zaman pes etmiyor. Yere düşse bile tekrar kalkıyor, tekrar savaşıyor. Çünkü biliyor ki, bu savaş sadece onun için değil, aynı zamanda tüm insanlık için. Ve bu yüzden de sonuna kadar mücadele ediyor.

O sahnelerde Kafka'nın yüzündeki o ifade... Hani hem yorgunluk var, hem de bir parça zafer. Sanki tüm zorlukların üstesinden gelmiş gibi. Ama aynı zamanda da daha yolun başında olduğunu biliyor. İşte o an, Kafka'nın ne kadar geliştiğini, ne kadar büyüdüğünü bir kez daha anlıyoruz. Onun final savaşı, hepimizin kendi hayatımızdaki sınavlara ilham veriyor.

Derin Analiz: Kafka'nın nihai sınavı, aslında insanın kendi potansiyelini keşfetmesi ve onu en iyi şekilde kullanması gerektiğini gösteriyor. Her birimizin içinde Kafka gibi bir potansiyel var. Önemli olan, o potansiyeli ortaya çıkarmak, ona inanmak ve onu en iyi şekilde kullanmak. Kafka, bu savaşıyla bize, kendimize inanmanın, pes etmemenin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

Müzik/Atmosphere Eşleşmesi: Bu sahneye en iyi gidecek müzik, Two Steps From Hell'in "Victory" adlı parçası olurdu. Hem epik, hem de o zafer duygusunu, o kahramanlığı çok iyi yansıtıyor.


BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Sonsuzluk Kaşifi İçerik yazmayı seven birisi.